Bir Adam Bir Kadın / Hakkımızda!
Öyle sıradanlaşmış bir hikayemiz olmadı hiçbir zaman. Hakkımızda kısmında, hakkımızda çok şeyler okumayacaksınız aslında. Her kelimesine onlarca anı, mekan, duygu, kavga, küfür sığdırdık. Fakat görmeyeceksiniz.
Bir adam ki, uzunca boylu, serseri ruhlu. Bir kadın ki, topukları hayalimden yüksek, yukarı mahallenin asi ruhu. Yirmi birinci yüzyılın menfaatleşmiş sevgisine ya da sıradanlaşmış sevdalarına farkında olmadan çomak soktuk. Usulca sevmeyi bilmedik hiçbir zaman. Her yan yana gelişimiz bir tufandı, kıyametti. Her ayağa kalkışımızda yangınlar çıkardı, izler bırakırdık arkamızda. Ve her sarılışımızda depremler olurdu yerkürede. Arş-ı âlâ yarılırdı sanki.
Biz aslında birbirimize yakışandık. Düşüncelerimize, duruşlarımıza en çok yakışandık. Vasıfsız varlığımıza vasıflar verendik. Karanlık bir şehrin unutulası mekanında, soğuk bir aralık ayında, alışılmışın dışında bir hallere girip hayatın içine tükürüp, o soğuk gecede sıcak çorbayla ısınandık. Adam kadına ateş iken, kadın adamın kavgasının çiçeğiydi artık. Ve kırmızı bir villanın, en doluca tarafıydık gönlümüzün.
Belki yaşayamamaktı adı, belki de özlem. Vuslata hasret geçti ömrümüz. Çünkü firkat hep yanı başımızdaydı. Kader diyemiyorduk bu zincire. Çünkü kaderin bizi sevdiğine, bizden yana olduğuna hiç inanmadık.
Şimdi mi? Biz hiç ayrılmadık. Hep yarım kaldık. Tamamlanacağımız günü bekliyoruz. Bu dünyada olmasa da, cehennemde. Çünkü biz, birbirimizin sevdiği, en büyük günahımızdık.




