Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?
Bir fotoğraf, birkaç hatıra, yaptığı iyilikler ve ardından söylenen birkaç güzel söz.
Bizim toplumumuzda bir Müslüman öldüğünde söylenen en sade ve en anlamlı sözlerden biri
“Allah rahmet eylesin.” sözüdür.
Bir diğeri ise: “Mekânı cennet olsun.”
Peki bunda ne var?
Bir insanın ardından rahmet dilemek neden bazılarına ağır geliyor?
Neden “Allah rahmet eylesin” demek, özellikle bazı sanatçı ve sözde aydın çevrelerde sanki cahil, geri kalmış veya görgüsüz insanların kullanacağı bir ifade gibi görülüyor?
Ateist veya agnostik bir insanın böyle bir cümle kurmamasını anlayabiliriz. İnancı olmayan bir insanın kendi dünya görüşüne göre taziye dilemesi son derece normaldir.
Onlar ne diyor?
Işıklar içinde uyusun.
Ruhu huzur bulsun.
Yıldızlar seni karşılasın.
Gökyüzünde huzur bulsun.
Sonsuzluğa uğurluyoruz…
Bunlar onların tercihidir.
Fakat asıl garip olan başka bir şey var ki,
Kendisine “Müslüman mısın?” diye sorulduğunda hiç tereddüt etmeden “Müslümanım” diyen insanların, bir Müslümanın cenazesinde “Allah rahmet eylesin” demekten çekinmesi!
İşte bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Mesele aydın olmak mı? Etik olmak mı?
Modern görünmek mi?
Yoksa bazı çevrelerde Allah’ın adını anmanın kişiyi “geri kalmış” göstereceğine dair oluşmuş o tuhaf psikoloji mi?
Özellikle sanat camiasında bunun örneklerini sıkça görüyoruz.
Bir sanatçı vefat ediyor.
Ardından yüzlerce mesaj yayınlanıyor:
Büyük ustamız.
Eşsiz sanatçı.
Işıklar içinde uyu.
Yıldızlar seni karşılasın.
Gökyüzünde buluşmak üzere…
Ama gelin görün ki iki kelimelik “Allah rahmet eylesin” cümlesi bir türlü ağızdan çıkmıyor.
Neden? Allah’ın adını anmak sanatçı kimliğine zarar mı veriyor?
Rahmet dilemek hangi etik kurala aykırı?
Bir insanın ardından Allah’tan merhamet istemek hangi aydınlık düşünce tarafından yasaklandı?
Daha acısı, bu çekingenliğin Müslüman toplumun içerisine kadar girmiş olması.
“Ben Müslümanım” diyen bazı insanlar, sırf belirli çevrelerde yadırganmamak için kendi inancının en doğal ifadelerini söylemekten kaçıyor.
Sanki “Allah rahmet eylesin” derse entelektüel seviyesi düşecek.
Sanki Allah’ın adını anarsa sanatçı kimliği zarar görecek.
Sanki rahmet dilerse birileri onu “gerici” ilan edecek.
İnsanın kendi inancından utanması ne kadar da acınası bir durum. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken mesele budur.
Bir Müslümanın ölen bir insan için Allah’tan rahmet dilemesinden daha doğal ne olabilir?
“Allah rahmet eylesin” dediğimizde aslında şunu söylüyoruz:
“Benim elimden artık bir şey gelmiyor. Rabbimden onun için merhamet diliyorum.”
Bundan utanılır mı?
Bir de işin öyle bir noktaya getiriyorlar ki:
“Allah rahmet eylesin” dememek için öyle sözler üretmeye başlıyorlar ki, bazen cenazeden çok fantastik bir film repliği dinliyoruz.
“Işıklar içinde uyu.
Yıldızlar arasında huzur bul.
Gökyüzü yoldaşın olsun.
Evrenin sonsuzluğunda huzur bul.
Rüzgâr sesini taşısın.”
Bunlar yetmiyor.
Daha da yeni cümleler kurmak gerekiyor!
Öyle bir noktaya geliyorlar ki, Rahmet dilemekten kaçarken cenazeye trafik metaforu bile sokabiliyor.
“Serhat sol şeritten kaynak yaptı.”
Ne demek şimdi bu?
Ölüye ne diledin?
Nereye gönderdin?
Hangi şerit?
Hangi yol?
İki kelimelik “Allah rahmet eylesin” sözünden kaçarken dilin de anlamın da haysiyetini kaybetmeye gerek var mı?
Mesele aslında hangi cümleyi kullandığımızdan daha büyük.
Mesele, insanın kendi inancını başkalarının onayına göre yaşayıp yaşamadığıdır.
Ateistsen ateist gibi konuş.
Agnostiksen agnostik gibi konuş.
İnanmıyorsan inanmadığın şekilde taziyeni ifade et.
Ama “Elhamdülillah Müslümanım” deyip Müslümanlığın en doğal ifadelerinden utanıyorsan, insanın kendisine şu soruyu sorması gerekir:
Ben gerçekten inandığım için mi Müslümanım, yoksa sadece Müslüman olduğumu söylemek kolay olduğu için mi?
Aydın olmak, inancından utanmak değildir. Sanatçı olmak, Allah kelimesini ağzına almamayı gerektirmez.
Entelektüel olmak, halkın yüzyıllardır kullandığı güzel bir duayı küçümsemek, köklerinden utanmak hiç değildir.
Bir Müslümanın ardından “Allah rahmet eylesin” demek seni cahil yapmaz, geri bırakmaz, seni daha az sanatçı, daha az aydın da yapmaz.
Ama inandığın hâlde inancını söylemekten utanmak, insanın kendi kimliğiyle ciddi bir hesaplaşma yaşadığını gösterir.
Öyleyse ölünün ardından ne söyleyeceğimiz konusunda daha samimi olalım.
Bir Müslümansa, gönülden:
Allah rahmet eylesin diyelim.
Ne yıldızlara ihtiyacımız var, ne gökyüzüne, ne evrene, ne de sağ şeritten sol şeride yapılan anlamsız manevralara…




