Naftalin Kokan Hatıram: Yıllar geçse bile ilk gün gibi hep aynı hatıra olsun yüzün, sözün…
Ömrün zembereği boşalsa, takvimler asırlık bir sükûnete bürünse dahi, seninle atılan o ilk nefesin rühu kalbimin mahzeninde mühürlüdür. Biz bu yola çıkarken, zamanın ötesinden süzülüp gelen bir ahit ile bağlanmıştık; öyle bir ahit ki ne mesafe tanıdı ne de fâni olanın çürümesini.

Ben seni saklarım, inan bana; gayrete inat, kesret perdesini yırtıp vuslatın serin iklimine koşan sâlik misali, tükenmeyen bir sahrada. Orada ne masivânın gürültüsü hüküm sürer ne de zahiri dünyanın geçici hevesleri boyun eğdirir insana. Madenin ötesine geçen, ıssız, pak ve mahrem bir vahdet ülkesidir orası; her nefeste “Hû” sesinin yankılandığı bir sığınak.
Dilimdeki ilk isim olmuştun ya hani;
Sanki kâinatın yaratıldığı o ilk “kün” emrinden baki kalan, nefesimin sığınağı, ruhumun elifî bir hicreti… Kalbime düştüğün o dem, bütün lügatler hükmünü yitirdi; geriye sadece senin adının harfleriyle örülü bir sessizlik kaldı.
Dedim; naftalin kokuyor sözün,
Yazı yazmaya başlayınca, kalbe düşen aşkın o kadim sızısı… Çünkü kelâm, ancak derdi olanın, aşkı kor gibi yandığı kadar bilenlerin elinde hakikat bulur. Sıradanlıktan arınır, bir nefeslik ömre sığmayacak kadar ağırlaşır; kisvenin kirliliğinden arınıp ruhun asaletine bürünür.

Ben naftalin;
Eskiyen zamanın tozu ve lekesi değmesin diye hatıraların üzerine titreyen, o ağırbaşlı hüzün, o saklı kokuyum. Sandukalarda saklanan kıymetli emanetler misafirini nasıl beklerse, ben de seni göğsümün en muttali köşesinde öylece saklıyorum.
Biliyorum ki sâlik, ancak vazgeçtikleri ve dünyadan el etek çektikleri kadar var olur bu âlemde. Ve ben, seni en çok kendimden sakınarak, içimdeki mahzende çoğaltıyorum; çünkü bilirim ki çoğalan şey azalır, saklanan ise bâki kalır.

Şimdi, bu satırlar benden taşıp senin göğsünün ta ortasına düşerken, sorarım sana:
Hâlâ aynı sahrada, aynı hû ile misin, yoksa o beyaz atlar çoktan başka bir iklime mi göç etti? Gönlündeki kervan hâlâ bu hanın önünde konaklıyor mu, yoksa yollar çoktan toz duman mı oldu?
Fatma Bahar İpek




